19 Nis 2026
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

ANTALYA - SÜLEYMAN ELÇİN 

Antalya'nın Aksu ilçesinde yer alan Kurşunlu Şelalesi, yeşilin ve mavinin ahenkle buluştuğu büyüleyici doğal güzelliği ile her yıl binlerce turisti ağırlıyor.

Anadolu'nun tarih boyunca kültür, sanat, mimari ve "turizmin başkenti" olan Antalya, denizi, kumu ve güneşinin yanı sıra doğal güzellikleri ile de dikkati çekiyor.

Doğal güzellikler arasındaki en önemli adreslerden birisi de Kurşunlu Şelalesi. Kent merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta olan şelale, 1986 yılında keşfedildikten sonra tabiat parkı haline getirilip ziyarete açıldı.

O günden bu yana turizme hizmet eden şelale, yemyeşil ağaçlarla çevrili patika yollardan kuş cıvıltıları eşliğinde yürünerek ulaşılabilen "saklı bir cennet" edasıyla ziyaretçilerine adeta bir başka dünyanın kapısını aralıyor.

Günün stresinden kurtulmak, piknik yapmak, doğada güzel zaman geçirmek isteyenlerin ilk tercih ettiği yerler arasındaki Kurşunlu Şelalesi'nde ziyaretçiler, güzelliğiyle adeta görsel şölen sunan alanda yürüyüş yapıyor, fotoğraf çekiyor.

"Bu yıl sezonu yüzde 50 artış ile kapatacağız"

Doğası ve dinginliğiyle huzurlu bir tatil deneyimi yaşatan şelaleyi her yıl yüz binlerce turist ziyaret ediyor.

Antalya Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü İsmail Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı'nın 596 hektardan oluştuğunu, 20 hektarlık bir alanın vatandaşın ziyaretine açıldığını söyledi.  

Parkın florası, faunası ile önemli bir alan olduğuna işaret eden Kaya, "Parkın en önemli özelliği, 4 mevsim akan Kurşunlu Şelalesi'ne ev sahipliği yapması. 4 mevsim akan şelalemiz var. Yaz aylarında normal olarak biraz azalma oluyor. Onunu çözümü için de DSİ'nin yaptığı Küçük Aksu Barajı'ndan borularla buraya su getirilecek. Bu proje ile yaz aylarında da şelalenin coşkun aktığını göreceğiz. Mevsimlere bağlı su azalmalarından artık daha az etkilenecek." dedi.

Parka gelen vatandaşların dolu dolu bir gün geçirebileceğini anlatan İsmail Kaya, "Doğa ile baş başa yürüyüş ve piknik alanlarımız mevcut. Yemyeşil bir doğa içerisinde akan şelalesi ile ülkemizin ender güzelliklerinden bir tanesi. Bu güzelliği görmek için dünyanın her yerinden ziyaretçi ağırlıyoruz. Geçen yıl 250 bin kişi ziyaret etmişti. Bu yıl şimdiden 400 bini aştık. Yıl sonunda 500 bin rakamını göreceğiz. Bu yıl sezonu yüzde 50 artış ile kapatacağız." ifadelerini kullandı.  

RİZE - Muhittin Sandıkçı

Alternatif tatil arayanlara nadir bitki türleri, ormanları, yaban hayatı ve buzul gölleri ile farklı güzellikler sunan Kaçkar Dağları Milli Parkı, doğaseverlerin ilgisini çekiyor.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı'nın (WWF) koruma altına alınması gereken 200 ekolojik sıcak bölge arasında gösterdiği, büyük bölümü Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde olmak üzere Artvin ve Erzurum sınırları içinde bulunan Kaçkar Dağları Milli Parkı, toplam 51 bin 550 hektar koruma alanına sahip.

Eşsiz güzellikteki doğal yaşam alanları ve bitki örtüsü ile her mevsim ilgi gören milli park, bu yılın ocak-temmuz döneminde 284 bin 90 kişiyi ağırladı.

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 12. Bölge Müdürü Ahmet Usta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Rize ve Artvin'de, Kaçkar Dağları Milli Parkı ile birlikte 4 milli park ve 29 tabiat parkı bulunduğunu söyledi.

Bu yılın 7 aylık istatistiklerine bakıldığında turizm sezonunun oldukça verimli geçtiğini ifade eden Usta, bölgede bundan en büyük payı Kaçkar Dağları Milli Parkı'nın aldığını belirtti.

Usta, bölge müdürlüğüne bağlı 5 ildeki milli park ve tabiat parklarını, ocak-temmuz döneminde 642 bin 874 kişinin ziyaret ettiğini, 7 ayda Kaçkar Dağları Milli Parkı'nın ziyaretçi sayısının ise 284 bin 90 kişi olduğunu aktardı.

Ellerindeki verilere göre bölgeyi 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde yaklaşık 363 bin kişinin ziyaret ettiğine dikkati çeken Usta, "İlk sırada 82 bin kişiyle Kaçkar Dağları Milli Parkımız yer alıyor. Türkiye genelinde 229 tabiat parkı ve 41 milli park içerisinde ziyaretçi sayısı bakımından 9. sırada. Yüksek bir rakam." dedi.

Usta, geçen yıl milli park ve tabiat parklarında 1 milyon 900 bin ziyaretçi ağırladıklarına işaret ederek, "Bu yıl da 2 milyona yakın ziyaretçiyi ağırlayacağız gibi görünüyor. Okulların açılmasına yaklaşık 2 hafta kalması ve ağustos ayı verileri, yıl sonunda 2 milyonu bulacağımızı gösteriyor." diye konuştu.

Yerli turistlerin yanında bölgenin en fazla Arap turistleri ağırladığını vurgulayan Usta, "Arap turist sayısı fazla. Özellikle son zamanlarda Avrupa'dan, Çekya ve diğer ülkelerden turist geliyor. Turizmi çeşitlendirip tüm yıla yayabilirsek herkese hitap edebilirsek turizmden 12 ay pay alabiliriz." diye konuştu.

Usta, bölgeyi koruma kullanma dengesi içerisinde yönetmeye gayret gösterdiklerini, ziyaretçilerden bölgeyi buldukları gibi bırakmalarını istedi.

ANTALYA - MUSTAFA KURT

Antalya'nın turizm merkezlerinden Alanya'da 2000 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edilen Alanya Kalesi, UNESCO'da kalıcı olmak istiyor.

İlçede 10 hektarlık yarımada üzerinde Helenistik dönemde kurulan ve etrafı 6 kilometre uzunluğunda surlarla çevrilen Alanya Kalesi, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine uzun yıllar ev sahipliği yaptı. Kadim tarihiyle 2000 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınan kale, üzerindeki yapıları, surları ve ihtişamıyla turizm merkezi ilçenin en çok ziyaret edilen mekanlarından biri oldu.

Aylık ortalama 140 bin ziyaretçi ağırlayan ve Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Eravşar başkanlığında 30 yıldan bu yana devam eden kazı çalışmalarıyla tarihe ışık tutan Alanya Kalesi'nin, UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi'ne alınması için ilçede yoğun çalışma yürütülüyor. 

Alanya Kalesi Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Eravşar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Alanya Kalesi yerleşkesindeki İçkale'de 30 yıldır kazı çalışması yapıldığını anımsatarak, bu yılki kazıların da bir süre önce tamamlandığını söyledi.

Kale içindeki küçük kalıntılardan yola çıkarak gerçekleştirdikleri çalışmalarda büyük yapılara ulaştıklarına değinen Eravşar, şunları kaydetti:

"2018 kazı çalışması sırasında küçük bir yapı kalıntısı vardı. Niteliğini bilmiyorduk. Bunu takip ederek kalıntıyı anlamaya çalıştık. Bu kalıntının bulunduğu alanın etrafı büyük bir duvarla çevriliydi. Kazınca Selçuklu dönemine ait bir hamam bulduk. Hamamın bazı duvarları yıkılmış. Bu dönemde kullanılan hamamın, sarayın kullanımına tahsis edildiğini düşünüyoruz. Çevresindeki çevirme duvarı, sarayla bağlantılı bir şekilde devam ediyor. Sarayın hamam kısmının doğu tarafında külhanı var. Burada ocak kısmı ve üzerinde devam eden su deposu bulunuyor. Arkasında sıcaklık mekanı ve özel yıkanma odası birbirini takip ediyor. Hamamın iki farklı periyodunun olduğunu düşünüyoruz."

Eravşar, Selçuklu hamamının yarısından fazlasının bu yılki kazılarda gün yüzüne çıkarıldığını, gelecek sene de tamamının ortaya çıkarılıp restorasyon çalışmasına başlanacağını belirterek, kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin tasnif edildikten sonra sergileneceğini dile getirdi. 

Kazı ve restorasyon çalışmaları devam etmesine rağmen gerek surları gerekse ihtişamıyla her yıl milyonlarca turisti ağırlayan kalenin aylık 140 bin kişi tarafından ziyaret edildiğini anlatan Eravşar, şöyle dedi:

"Kalede geçtiğimiz yıllarda gezi güzergahı yapıldı. Engelsiz bir ulaşım sistemi kuruldu. Herkes İçkale'nin her tarafını rahat bir şekilde dolaşabiliyor. Diğer bölümlere de gezi güzergahı yapılması ve ziyaretçilerin kalenin her tarafını sorunsuz bir şekilde dolaşması gerekiyor."

Eravşar, kalenin manzarasının ve kendisinin etkileyici olduğuna, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın da kaleyi aldıktan sonra sarayını buraya inşa ettiğine dikkati çekerek, "Türkiye'ye gelip bu kaleyi görmeden giderseniz hayatınızdaki en büyük eksikliklerinizden birini doldurmadığınızı düşünürüm. O yüzden herkesin buraya gelerek Alanya Kalesi'ni görmesini istiyorum. İnsan hayatında ölmeden önce görülecek yerler diye bir liste yapmalı ve bu listenin ilk on yeri arasına Alanya Kalesi'ni mutlaka koymalı diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı. 

Diğer Makaleler...